Tarık Kutan Kağan ile Fazla Kilolar ve Bisiklet Üzerine Keyifli Söyleşi

6 Eylül 2017

1 Yorum Yapılmış

Tarık Kutan KAĞAN kimdir?

Tarık Kutan KAĞAN, 1991 yılında Suudi Arabistan’nın Cidde şehrinde dünyaya gelmiş, neşe dolu, sempatik kişiliğe sahip, 2017 sezonu itibariyle Velocity216 çatısı altında ‘VLC’ armasını layıkıyla taşıyan bir adamdır.

Öncelikle yaşadığın bu değişim sürecinin en başına gitmek istiyorum. Kaç kiloydun? Süreç boyunca ne kadar zamanda kaç kiloya indin?

Değişim süreci başlangıcında tartı bana tam olarak “145” kiloyu gösteriyordu. Bugün tartıya çıktığımda en son “88” rakamını gördüm, bu sıralar “88 – 91” arası gidip geliyor. 2014 Haziran’dan bu güne kadar geride kalan 3 yıl boyunca toplamda “57 kilo” verdim.

Bugünkü formunu kazanmak için çok çaba ve kararlılık gerektiği açık. Zayıflamaya karar verdiğin “o anı” anlatabilir, kilo verme sürecine nasıl girdiğinden bize bahsedebilir misin?

O an”; üniversiteden mezun olduğum sıralar bütün arkadaşlarımın askere gidiyor olmasını gördüğün ana denk geliyor. E tabi “erkeklik” ya, “bende gideceğim, benim neyim eksik?” dedim. Üsküdar(Zeynep Kamil)’daki askerlik şubesine gittim ve bana fazla kilom sebebiyle gidemeyeceğimi söylediler. Öğreniyorum ki “Beden Kitle Endeksi” diye bir şey var, onu tutturamazsan askerlik yapamıyorsun falan. Bildiğiniz efsane demoralize olmuştum. Askerlik şubesindeki arkadaş; “askere gitmek istiyorsan kilo ver öyle gel” dedi. Bendeki de inat, verip geleceğim deyip o gün Akasya Alışveriş Merkezi’nin arkasındaki “Jatomi” spor kulübüne yazıldım. Jatomi Spor Kulübü’nde vücut geliştirme ve sağlıklı yaşam antrenörü olan Buket hocama derdimi anlatarak hummalı bir kilo verme serüvenine başladım.

Serüvenin 2. haftası spor salonununa git gel kısmı zorlaşmaya başladı. Arabayı da kullanmak istemediğim için alternatif bir yol keşfetmiştim; “BİSİKLET”. İlk bisikletim bir Dağ Bisikleti olan “CarraroBig 724” modeliydi. Tam bu noktada bisiklet hayatıma girmişti. Bu sayede askere gidene kadar yaklaşık 25-30kg kaybetmiştim. Askerlik sırasında da 12 kg daha kaybettim. İstanbul’a döndüğümde ve işe başladığımda(Masa başı) verdiğim 12 kiloyu tekrar geri aldım. Tam da bu dönem benim için dönüm noktası olmuştur.

Dağ bisikletini bırakıp, yol bisikletine geçtim. Antrenmanlara başladım ve 88 kiloya kadar düştüm.

Bir günün nasıl geçiyor? Neler yiyor, nasıl besleniyorsun?

İşim gereği sabah saat 7:20’de uyanıyorum, 40 dk kadar hazırlandıktan sonra saat tam 8:00’de kahvaltımı yapıyorum. Öyle herkesin dediği gibi çok sağlam kahvaltı falan yapmıyorum, 5-10dk‘da hazırlayıp yiyebileceğim ancak bir çok besin ve değerleri barındıran bir kahvaltı yapmam gerektiği için “CornFlakes” tercih ediyorum. Hem süt, hem tahıl, hem de çiçek balı ekliyorum. Bu sayede sabah sabah mide fesadı geçirmiyor, hem de öğlene kadar acıkmıyorum. Öğlene kadar genelde 1-2lt’ye yakın su bitirmiş oluyorum. Öğlen saat 12:00 – 13:30 arası öğlen yemeğimi yiyorum. İçerik olarak kesinlikle bir kâse çorba (1 dilim ekmek), protein olarak tavuk veya et (100gr altına düşmeyecek şekilde), pirinç pilavı ve yoğurt yiyorum. Tabi her öğlen aynı yemeği yemiyorum ama temel olarak Sıvı yiyecek (şişirmesi için), Protein, Karbonhidrat (akşam antrenman öncesi ve günlük enerji için) ve yoğurt(bu arkadaşın da sindirim sistemine efsane etkisi var ama aslında pilav ile mükemmel bir ikili ondan yiyorum). Haftanın 1 veya 2 günü ise ev yapımı Sütlaç(Şekeri az olacak) veya dondurma yiyorum. EN ÖNEMLİSİ AKŞAM yemeğini tamamen kestim. Gün içerisindeki son yemeğim öğlen yemeğim oluyor. (Acıkmıyor musun diye soranlar çok oluyor, hayır alıştım, hatta süper bir duygu).

Kilo verirken sağlıklı bir beslenme programının yanında neler yapmamız lazım? Her daim sağlıklı ve fit kalabilmek için hayatımıza neleri dahil etmeliyiz?

Keşke her şey sadece beslenme ile olsaydı, ancak hayatımıza kesinlikle hareket katmamız gerekiyor. Yediğimiz öğünlerin yakılması ve depolanmaması amacıyla en azından haftanın 3-4 günü yürüyüş, koşu veya evde basit hareketler ile enerjimizi harcamalıyız. Tabi artık bıkkınlık gelmiştir, SPOR, SPOR, SPOR diye. Benim önerebileceğim direk bir spor dalı ile ilgilenmek değil, evimizde basit hareketler ile de hayatımıza sporu dahil etmek. (Örneğin, Şınav, Mekik, JumpingJacks vs.). Bu durumda ben hayatıma “Bisiklet” sporunu soktum.

Sağlıklı ve fit kalabilmek konusuna gelince de; vücudunuzun bir hafızası var ve eğer ki bu hafızayı iyi kullanabilirseniz hep sağlıklı ve fit kalırsınız. Yani, öğünlerinizi hep aynı saatlerde alırsanız ve aynı saatlerde sporunuzu yaparsanız vücut bu saatlere riayet ediyor olacaktır. Bu sayede fazla öğün yeseniz bile vücut depolamayacak, tam aksine vücuttan atıyor olacaktır.

Bu inanılmaz değişiminden sonra iş ve özel hayatında insanlar tarafından nasıl tepkiler aldın? Kız arkadaşın şaşırdı mı?

Her gün “Abi nasıl kilo verdin ya, muhteşemsin, bize de anlatsana sırrını” diyen o kadar çok kişi var ki, sayamıyorum artık. Eski fotoğraflarımı gösterdiğimde herkes ilk önce “Oha”, sonra “Bize de anlat” diyorlar. İnanın takdir edilmek, azminizin fark edilmesi çok büyük bir onur ve motivasyon kaynağı oluyor. Kız arkadaşıma gelince; kendisi benimle 145 kilo iken çıkmaya başlamıştı. Şimdilerde kilo verdiğim için çok mutlu ama yanaklarım ve gıdımın gitmiş olmasına çok üzgün.

Bisiklete başlamadan önceki diyet denemelerinden sonuç alabildin mi?

Bisiklete başlamadan önce 3-4 diyetisyen değiştirdim. En fazla verebildiğim 5-6 kilo olmuştu. (Onlarda hep sıvı kaybı…) Tabi ki doktor kontrolünde ilerlemek daha sağlıklı olacaktır ancak ben şahsen karakterim gereği bir başkasının kontrolü altında ilerleyince o işten zevk alamıyor, hatta bırakmak istiyorum. Çünkü kendi kontrolüm dışı oluyor. Her diyetisyen kontrolüne gittiğimde bir telaş, bir stres (sonuçta dağ gibi para bayılıyorsun..). Sevemedim diyetisyen doktorlarımızı. Bu nedenle kendi kendime bir hayat programı oluşturup onunla devam etmeyi tercih ettim.

Fazladan taşıdığın yükleri verdikten sonra bisiklet performansınız ne gibi farklılıklar hissetmeye başladın?

145 kilo iken 20-25 km mesafe alabiliyordum. 120 kiloya düştüğümde mesafeyi 50-60 km’lere, 88 kiloda ise +120km’lere kadar çıkardım. Henüz +200 denemesi gerçekleştiremedim iş yoğunluğum nedeniyle. Ancak onu da çıkarabileceğime inanıyorum.

Ayrıca ilk zamanlar çıkamadığım Acıbadem’deki yokuşların hepsini artık rahatlıkla çıkabiliyorum.

Sevimli ve sempatik şişko’dan yakışıklı Tarık’a geçiş yapmak nasıl bir şey oldu?

Yakışıklı oluşum tartışılacak hatta ve hatta münazaraya kesinlikle açık bir konu. Ama şunu söyleyebilirim; kendinize olan güveniniz ciddi oranda yükseliyor, insanlar tarafından toplum içerisinde kabul gördüğünüzü hissediyorsunuz. Sürekli bir ilgi alaka görmeye başlıyorsunuz, bu da sizi motive ediyor. İş ve özel hayatınızda ciddi şekilde pozitif yönlü gelişim hissediyorsunuz.

Kesinlikle kolay olduğunu söylemem hatta söylememem, gerçekten zor bir süreç. ANCAK başardığınızda o yaşadığınız duygu ve atmosfer kesinlikle muhteşem bir şey.

Cevaplarında “bisikleti” ön plana çıkartıyorsun. Sana nasıl bu kadar fazla katkısı oldu, biraz anlatabilir misin?

14 yaşında yüzmeyi bırakıp online oyunlar ile tanıştıktan sonra yaklaşık 11 sene kadar online oyun oynadım. 17 yaşında başladığım Nargile bağımlılığı (yer yer günde 2 kafa) 9 sene sürdü. Dönüp baktığımda; keşke online oyunlar ve nargilenin yerine bisikletle daha erken tanışsaymışım diyorum.

Bisikletin benim için anlamını anlatmakla başlasam daha iyi olacak sanırım. Bisiklet; benim hayattan artık zevk almadığım, her şeyin monoton bir hal aldığı, her şeyden sıkıldığım ve en önemlisi sağlığımı ciddi oranda kaybettiğim bir zamanda hayatıma girdi. HAYATIMI KURTARDI kısacası. Sosyalleşmek, Gezmek, Yeni yerler keşfetmek, Bisikletinizin bakımını yapmak(çocuk gibi davranmak), istediğiniz anda çıkıp kafanıza göre bir yerlere gidebilmek(masrafsız); bunlar tamamen aradığım kafalar.

Bana nasıl katkısı olduğuna gelirsek,

1- Kötü alışkanlıklarımdan kurtuldum, 2- Zaman kaybetmekten kurtuldum, 3– Sağlığımı geri kazandım(Obez değilim artık), 4- Meşguliyetim var, 5-Sosyalleşiyorum(her gün yeni bir arkadaş ile tanışıyorum), 6- Ulaşım anlamında param cebimde kalıyor ve başka başka daha aklıma gelmeyen bir sürü sebep.

Bu yaşadığın değişim süreci içinde Velocity216 takımana dahil oldun, bu nasıl oldu? Çok da uzun sayılmayacak zaman dilimi öncesinde oldukça fazla kiloları olan bir birey olarak bu takıma girebilecek potansiyeli göstermek kolay olmasa gerek. Kendini kabul ettirmen zor oldu mu?

Dağ bisikletinden, yol bisikletine geçişim ile beraber uzun mesafe sürüşlere çıkmaya başladım. Bu sırada Velocity216 takımına benim ile yeni dâhil olan Hakan ile tanıştım. Kendisi ile buluşup birkaç kez sürüş yaptık. Sonrasında bir gün Maltepe Velodrom’da Velocity216 B takımı antrenmanı vardı, Hakan ile bende dâhil olduk. Burada Fatih(Takım kurucularından) ile tanıştık, bizi antrenmanlara davet etti. Bu sayede her hafta Salı ve Perşembe günleri akşamları düzenli olarak antrenman yapmaya başladık. Düzene geçince hem hızlı şekilde kilo vermeye başladım, hem de performansım artmaya başladı. Antrenman günleri erken gelerek fazladan 20km-30km pedal çeviriyor, antrenman günleri dışında da Recovery çalışmaları yapıyordum. Azmimi ve bu konuda ki tutkumu Velocity216 takım arkadaşlarım görmüş olacaklar ki beni aralarına kabul ettiler.

Kabul etmeleri 2 ay kadar bir süre aldı, direk “A takımındasın” demediler tabi ki. 2 ay boyunca düzenli ve disiplinli antrenmanların sonucunda performansımı ve azmimi yeterli görmüşlerdi. O gün o kadar sevinmiştim ki anlatamam. Çünkü azmimin ve çalışmalarımın karşılığını almıştım ve takdir görmüştüm.

Eski fotoğraflarınla şu anki profilini karşılaştırınca çok fit olduğunu görüyoruz, hala kilo vermeye devam ediyor musun?

Hala 5 kilo fazlam var ve onu da vermek istiyorum. Sonrasında tamamen core kas çalışmasına girerek, hem sarkmış vücudu toplamak hem de kilo verirken kaybettiğim kasları geri kazanmak istiyorum. Yani 83-84 kilo olduktan sonra kas çalışmaları ile kilomu 88-89 civarında sabitlemeyi hedefliyorum.

 

Bisiklete binmeyi neden vazgeçilmez görüyorsun? 

Sağlığımı ve zihinsel dengemi koruduğu gibi stres atmama yardımcı oluyor. Bu sebeple hayat felsefem halini aldı ve artık benim için vazgeçilmez bir spor bisiklet.

Kilo vermek için diyete başlayıp, sonrasında sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmiş biri olarak bizlere verebileceğin ipuçları var mıdır? Bu alışkanlık nasıl kazanılır?

“Diyet” ifadesi insanlarda olumsuz bir hava yaratıyor, ben daha çok beslenme alışkanlığı demeyi tercih ediyorum. Herkes zararlı olarak nitelendirdiğimiz abur cubur, kızartma ve fast-food tarzı yemekleri sever. Ben bunları hayatımdan kesinlikle çıkardım diyemem. Ayda 2-3 defa fast-food yiyorum, 1-2 defa cips tarzı abur-cubur yiyorum. Çünkü beni mutlu ediyor. Ben kendimi mutlu eden bir şeyi neden hayatımdan çıkarayım ki? He mesela kendi tercihim olarak Cola ve Cola ürünlerini içmeyi 3 sene önce bırakmıştım, tamamen sağlık düşüncesiyle. Ben kendi beslenme alışkanlığımı tamamen zaman içerisinde oturtarak, alıştırarak yaptım. İlk zamanlarda önce akşam yemeklerini aza indirdim, sonrasında bunu yemek yerine sadece yoğurt veya cacığa çevirdim. En son aşamada ise sadece su içmek olarak kaldı. Bu sayede artık ne aç hissediyorum, ne de yorgun. Sabahları, bu beslenme alışkanlığım sebebiyle çok dinç ve alarmsız uyanabiliyorum.

Siz de kendi alışkanlığınızı kazanırken, bunu zamana yaymanızı öneririm. Bu sayede vücudunuzu eğitmiş oluyor, bu durumdan mutsuzluk duymuyorsunuz.

Ayrıca bir ufak ipucu; YAPAMAYACAĞINIZ hiçbir şey yok. “Impossible is nothing” mottosu ile hayatınıza devam ettiğiniz sürece, istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz.

Hayatımızdan çıkartmamız gereken 5 besini sıralamanı istersek?

Çıkartmak çok yanlış bir kavram bence. Kontrollü devam etmek daha doğru olacaktır. Herkes yeri geldi mi kendini şımartmak veya mutlu etmek istiyor. Tamamen çıkarmak değil fakat bu ürünleri kendinize bir ödül gibi ayda 1-2 defa almayı hedefleyerek, bu besinlerin vücudunuza girmesini en aza indirgemiş ve de mutluluğunuzdan ödün vermemiş olursunuz.

Sence en çok kiloyu nasıl bir beslenme şekli aldırır?

Hareket etmeyerek sadece yemek yemek yeterli olacaktır. Ben de 145 kiloya bu şekilde ulaşmıştım. (BAŞARI gibi algılanmasın eheh)

Fazla kilolarını vermek sana ne kazandırdı, ne kaybettirdi?

Kazandırdıkları,

  • Toplum içerisinde kabul görmek,
  • Özgüvende artış,
  • Kolay kıyafet bulma özgürlüğü,
  • Motivasyon,
  • Metrobüs’de kolay sıkışabilmek,

Kaybettirdikleri,

  • Epeyce miktarda gereksiz yağ !

Günden güne gelişen performans artışın çevrendekiler tarafından belirgin şekilde gözlemlenebiliyor. Kendini geliştirmeye durmaksızın devam ediyorsun. Yol bisikletinde kendine nasıl hedefler koydun? Bundan sonrası için kendini hangi konularda nerede görmek istiyorsun?

Öncelikli olarak kendime atadığım görevim kazandığım bu formu ve kondisyonu aynı şekilde tutmaya çalışmak. Antrenmanları aksatmayarak ve yeme – içme düzenimde ufak değişiklikler yaparak hedefimi gerçekleştirmeyi planlıyorum. Yeme – içme düzenimde önceki alışkanlığımdan farklı olarak antrenman sonraları sadece protein takviyesi amacıyla yumurta, balık veya tavuk eklemeyi düşünüyorum (çok abartmamak kaydı ile).
Bunun yanı sıra bisikleti sadece kilo verme aracı olarak kullanmamaya karar vererek, kendimi biraz daha geliştirerek yarışlara full motiveli, full kondisyonlu ve full konsantre hazırlanmayı hedefliyorum. Artık kürsü veya en azından derece görmemin vakti geldi diye düşünüyorum.
Tabi bunları yaparken kendime yeni bir bisiklet toplamak adına araştırmalarıma da başladım. Kilo olarak düşük ancak bir o kadar da sağlam bir bisiklet hayal ediyorum. Umarım hayalimi gerçekleştiriyor olacağım.
Buradan da haberini veriyor olayım; olur da başarılı olursam Türkiye’ye bisiklet sporu adına bir çok markayı (ekipman, kıyafet vs.) uygun fiyatlara getirmeyi hedefliyorum. Bu muhtemel başarım sonrasında umuyorum ki bisiklet sporuna gönül vermiş bir çok kişiye sponsor olabileceğim.

Kısacası hedeflerim benim için ulaşabileceğim hedefler ancak zorlayacak. Daha önce de söylediğim gibi Impossible is nothing mottosu ;).

Buradan Tarık Kutan KAĞAN’a bizi kırmadığı için teşekkür ediyor Velocity216 Takım ekibi olarak hayatı boyunca başarılar diliyoruz.

  • Fatih

    çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık

Yukarı